Zurnachat.Com forum, zurna, chat, sohbet, arkadaş, sesli, canlı, bedava, site  

Go Back   Zurnachat.Com forum, zurna, chat, sohbet, arkadaş, sesli, canlı, bedava, site > Bugüne Dair > Günün Yorumu

Submit Thread >  Add to Tagza.com: Social Bookmarking site Submit to AddThisTo Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Google Submit to Yahoo! This Submit to Technorati Submit to StumbleUpon Submit to Spurl Submit to Netscape  < Submit Thread
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03 Mart 2008, 23:45   #1 (permalink)
SuPeR MoDeRaTöR
 
turkubaci Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 25 Nisan 2007
Mesajlar: 23.813
Standart İmam Nikahı, hakkın da herşey


İmam nikâhının dindeki yeri nedir?
Nikâh, aralarında evlenme engeli olmayan kadınla erkeğin evlenme kararlarını şahitler huzurunda açıklamalarından ibarettir. Dini nikâh, dinimizin öngördüğü şartlara uyularak kıyılan nikâhtır. Bunun, şahitlerin ve karı-koca adayının durumu, kocanın kadına mehir ödeme yükümlülüğü ve velinin onayı gibi Medeni Kanunda bulunmayan tarafları vardır.

Ayrıca Medeni Kanun, sütkardeşliğini ve din farkını evlenmeye engel saymaz. Bunlar hem dinimizin yüklediği hak ve sorumluluklar hem de psikolojik bakımdan medeni nikâhın yeterli görülmemesine sebep olmaktadır.

İmam Nikahı

Zinaya ceza tartışılırken bazı dar görüşlü, dar gönüllü din karşıtları ağızlarındaki baklayı çıkartıp müslümanlara hakaretler ediyor, inanca göre meşru olan evlilik içindeki birliğe zina diyorlar. Bu konuda daha önce yazdığım iki yazıdan bazı alıntılar yapmanın tam zamanı olduğu anlaşılıyor:
İslam'da nikah (evlenme akdi), fıkıh konularının tasnifi içinde ibadetlere değil, dünya hayatını düzenleyen hükümler (muâmelât) bölümüne girer. Bir satım, bir kira akdi, dinle ilişkisi bakımından ne ise bir nikah akdi de odur. Bu sebeple nikah akdini bir başkası değil, iki taraf yapar; akit, aralarında evlenme engeli bulunmayan bir kadınla bir erkeğin, şahitler huzurunda, karşılıklı rızaları ve irade beyanları ile kurulur/oluşur. İmamın veya belediye memurunun nikah kıyması akdin kurulması ve sahih olmasının şartı değildir; bunların yaptığı, akit işlemini yönetmekten ibarettir. Resmî nikah ayrıca kayıt altına alındığı için evlilik hukukunu koruması, güvence altına alması bakımından dinin amacına daha da uygundur. İçinde yaşadığımız şartlarda yalnızca -meşhur olmuş yanlışlıkla- dinî denilen nikah ile yetinmek, dinin önem verdiği evlilik hukukunu korumak için yeterli olmadığından bununla kalmamak, mutlaka akdi resmîleştirmek gerekir.
Yeni Medeni Kanunun 134. maddesine göre "Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar. Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır. 143. maddeye göre de "Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir. Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir."
Kanunun amir hükmüne göre evlendirme memuru veya muhtar dışında bir merciin veya şahsın önünde yapılan evlenme akdi geçerli değildir. Ayrıca aile cüzdanı gösterilmeden; yani resmi evliliğin yapıldığı belge ile ispat edilmeden "evlenmenin dini töreni" yapılamaz. Ceza kanununda aksine hareket edenler için ceza da öngörülmüştür.
Türkiye'de 18 yaşından sonra, evli olmayan tarafların (bir kadınla bir erkeğin) rızalarıyla yaptıkları cinsel temas (dinimize ve ahlakımıza göre zina sayılan, günah ve ayıp olan fiil) suç değildir, cezası yoktur, ama bin yıldan beri milletimizin yaptığı bir evlenme şekli hem geçersiz sayılmış hem de yapanlara ceza uygulanmıştır. Nedir bu evlenme şekli? Günlük dildeki ifadesiyle imam nikahı veya dinî nikah. Kanun "evlenmenin dinî töreni" diyor; halbuki imamın yaptığı, daha doğrusu onun önünde yapılan şey "tören" değil, evlenme akdidir. Bu akdi evlendirme memurunun veya köylerde muhtarın önünde yaparsanız geçerli oluyor da imam, müftü, vaiz gibi bir din görevlisinin önünde yaparsanız geçerli olmuyor, hatta ceza da alıyorsunuz. Peki bu kanun niçin çıkarılmış? Laikliği uygulamak ve korumak için. Bu anlayışa göre eğer evlenme akdi din görevlisinin önünde yapılırsa, devletin düzeni dine dayandırılmış olur, bu da laikliğe aykırıdır. Defalarca yazdım bir daha tekrarlayayım: Devlet kanun çıkarırken vatandaşların inançlarını, âdetlerini, ihtiyaçlarını göz önüne alır, bir şahsın, gurubun, bölgenin inancını bütün vatandaşlara dayatmaz, mecbur kılmazsa bu laikliğe aykırı olmaz, olmamalıdır, laiklik böyle anlaşılmalıdır. Birçok Batı ülkesinde laiklik uygulama olarak vardır, ama buralarda evlenme akdi kiliselerde de yapılır ve papazlar akdi tescil ederler. Kanun evlenme akdinin mutlaka ve tek yer olarak belediyede, kilisede veya camide yapılacağını şart koşarsa bu laikliğe aykırı olur, ama isteyenlerin buralarda yaptırabileceğini ve har halü kârda akdin tescil edilmesini (hukukun öngördüğü şekilde bir deftere yazılmasını, imza altına alınmasını...) kabul ederse bu laikliğe aykırı olmaz, olmamalıdır. Aksi dayatma olur; Türkiye'deki böyledir, herkese "evlendirme memuru veya muhtar önünde evlenme" dayatılmış, mecbur kılınmış, imam veya müftüye bu selahiyet verilmemiştir.
Peki bu dayatmanın sonucu ne olmuştur?
Binlerce imam nikahlı evli çiftler ve onların, devletçe "nesepleri sahih kabul edilmeyen" çocukları. Devlet bunu düzeltmek için imam nikahını da hukukun içine alacak yerde, zaman zaman af kanunları çıkararak sıkıntıyı giderme yolunu tercih etmiştir. Bana göre bu kanun da değişmeli, şehirlerde müftülere, köylerde imamlara, evlenme akdini yaptırma ve kaydetme yetkisi verilmelidir. Sayın Ayşe Düzkan'ın da(Gazetem-net, 24 Ocak, 04) bu görüşte olması benim için ilgi çekicidir: "Türban yasağının kaldırılmasının birkaç başka taleple desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. bunlardan birincisi çok geniş bir kadın kesimini ilgilendirmekte; bu da imam nikâhının resmen kabul edilmesidir. böylece erkeklerin istedikleri kadar kadınla, imam nikâhiyla evlenmeleri ve imam nikâhiyla evli kadınların yasal haklarından mahrum olmaları engellenecektir."

İmam nikâhının şartları nelerdir?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Veli ve iki güvenilir şahit olmadan nikâh olmaz. Bu şekilde kıyılmayan nikâh batıldır. Anlaşamazlarsa sultan, velisi olmayanın velisidir." (Ebû Dâvûd, Nikâh, 20; Tirmîzî, Nikâh, 14; İbn Mâce, Nikâh, 15; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/66.)

Sultan, yetkili amir demektir.

Veli; baba, dede, oğullar, erkek kardeşler amca vs. dir. Bunlar bulunmaz veya bulunur da görevini yapmazsa görev yetkili amire geçer.

Bugün dünyanın hiçbir yerinde velisiz nikâh kıyılmaz. Belediye başkanlarının, kilisenin, havranın veya bir başka makamın nikâhı onaylamaya veya redde yetkili olması, bunların velilik yetkisini kullanmaları demektir.

Peygamberimizin erkekler için veli aramaması, kadınlar için de velinin onayını yeterli görmesi evliliği kolaylaştırmakta ve sağlıklı yuvaların kurulmasına sebep olmaktadır.

İmam nikâhı nasıl düşer?
Allah Teala, Talak suresinde usulüne uygun bir boşanmayı şöyle tarif etmektedir:

"Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talak, 65/1-3)

Bu ayetlerde gösterilen şekilde bir boşanma olursa imam nikâhı düşer.

Bu konu ile ilgili olarak sitemizde yer alan “Erkeğin Evliliğe Son Verme Yetkisi” ve “Kadının Evliliğe Son Verme Yetkisi” başlıklı yazılarımızı okursanız daha geniş bilgi elde edebilirsiniz.

İmam nikahlı beraberlikler ve ikinci evlilikler doğru mudur?

Kur'an-ı Kerim, adil davranacağına inanan kişilerin dörde kadar kadınla evlenmelerine müsaade etmiştir. Erkeğin birinci eşine karşı olan bütün hak ve sorumlulukları diğer eşleri için de geçerlidir. Türkiye'de birden fazla evlilikler her zaman olmuştur.

Müslüman olmayan toplumlarda erkeğin birden fazla kadınla birlikteliği yaygındır. İslamiyet, evlilik dışındaki birliktelikleri kesin olarak yasaklayıp evliliği dört kadın ile sınırlamıştır. Karşılıklı hak ve sorumluluklar tespit edilip kanunun koruması altına alınarak kadınların sömürülmesinin önüne geçilmiştir.

Bugün ülkemizde asırlarca bizimle savaşmış ve hala bizi sıkıntılara sokmak için yapmadığını bırakmayan batı toplumundan alınmış kanunlar yürürlüktedir. Bunların toplum yapımıza uyarlanması için bir çaba da sarf edilmemiştir. Meselâ Türk Medeni Kanunu, 1926 yılında, İsviçre Federal Kanunu’ndan iktibas edilmiş olduğundan bize ve çağımızın ihtiyaçlarına uymayan bir çok hükümleri vardır.

Türkiye'deki Müslümanları Hıristiyan yapamayacağımıza ve Kur’an’daki hükümleri değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyeceğine göre Kur’an’ın tanıdığı birden fazla kadınla evlenme hakkına mani olunamamıştır. Üstelik bugün bu, çok yaygınlaşmıştır.

Menfaatleri söz konusu olduğu zaman dindarlaşan ama aleyhlerine olduğu zaman dinin hükümlerini görmezlikten gelenlerin sayısı oldukça kabarıktır. Devlet ve kanunlar bu gibi hallerde devreye girip zulme mani olmak için vardır. Bu sebeple ikinci eşle ilgili hukuki düzenleme yapılması çok acil ihtiyaçlardandır. Aksi taktirde sadece kendimizi kandırırız ve İslam’ın bir hükmü, menfaatinden başka bir şey düşünmeyen kişilerin elinde bir zulüm vasıtası olarak kullanılabilir

Aileden habersiz yapılan imam nikâhı geçerli olur mu?
Nikâh, hem aile hem de toplum için büyük öneme sahip bir sözleşmedir. Bu sebeple yalnızca kadın ile erkeğin evlenmek üzere anlaşmaları yeterli görülmez. Bu konuda her toplumun, kendi inancına, gelenek ve göreneklerine göre koyduğu kurallar vardır. İslam’dan önce Mekke’de kız, babasından veya velisinden istenir, kıza mehri verilir ve nikâhı kıyılırdı. İslam bu uygulamayı kabul etmiştir. Buna göre kızın ailesinin izni ve onayı olmadan kıyılan nikâh geçerli değildir.

Bu konu çok önemli bir konudur. Bugüne kadar yanlış anlaşılmalara sebebiyet olan bu konuda meşhur mezhepler Kur’an-ı Kerim ile bağdaşmayan görüşler bildirmişlerdir. Mesela Hanefi mezhebi, iki şahitle kıyılan denetimsiz nikahı geçerli saydığı için bu görüş; okullarda, iş yerlerinde ve bir çok mekanda gizli nikâhlara veya kız kaçırmalarına yol açmıştır. Kaçırılan kıza iki şahit huzurunda "evet" dedirtilerek iş bitirilmiştir.

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerinin nikâhta velâyet görüşü ise, başlık parasına yol açmıştır. Madem velinin taraf olmadığı nikâh geçersizdir, öyleyse onu ikna etmek gerekir. Bunun en kısa yolu başlık vermektir! Başlığı mehirle karıştırmamak gerekir. Mehir kızın kendine verilir. Başlık ise babasına, kardeşine, amcasına vs. verilir.

Sitemizin ana sayfasında bulunan Nikâh / Evlilik başlıklı özel bölümde, bu konu ile ilgili çok önemli bir ilmi çalışmamız yer almaktadır: “NİKÂH SÖZLEŞMESİNDE VELİNİN YERİ." Bu makaleyi okuyarak; Kur’an’a uygun, Kur’an’ın onayladığı bir nikâhın nasıl olması gerektiğini, velinin nikâh sözleşmesindeki yerini, aileden habersiz bir şekilde nikâh kıyılıp kıyılamayacağını vb. konuları Kur’an ve Sünnet ışığında öğrenebilirsiniz. Ayrıca yine aynı bölümde yer alan diğer yazıları da okumanızı tavsiye ederiz.

Nikah üzerine bir soru sormak istiyorum. Ben 3 yıl önce nişanlandım ve şu anda yurtdışında yaşıyorum ve anca yılda bir kere Türkiye’ye gidebiliyorum. Nişanlandığım zaman imam nikahı da yaptırmıştım. Bir yıl sonra Türkiye’ye döndüğümde nişanlımın ailesi 10 aydan fazladır nişanlımı görmediğim için nikahın hükmünü kaybettiğini söylediler. Yani bizim nikahımızdan sonra herhangi bir cinsel ilişki olmadığı için evlilerinki gibi olmuyormuş ve uzun sure birbirini görmeyince de nikah hükmünü kaybediyormuş. Böyle bir şey var mıdır?
Böyle bir şey yoktur. Çünkü nikah, Allah'ın göstermesiyle ve şahitlerin huzurunda yapılmış bir akittir. O, zamanla sınırlı bir şey değildir. Dolayısıyla zaman geçtikçe hükmünü kaybetmez. Nikah ancak Allah'ın gösterdiği ve Peygamberimizin uyguladığı yol ile bozulabilir.
__________________
Mutlu★* 。 • ˚ ˚ ˛ ˚ ˛ •
•。★Senelere★ 。* 。
° 。 ° ˛˚˛ * _Π_____*。*˚
˚ ˛ •˛•˚ */______/~\。˚ ˚ ˛
˚ ˛ •˛• ˚ | 田田 |門| ˚ Evimize Neşe Gelsin ♥
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸¸.•*¨*•♫♪
Yeniyıl♪♫•*¨*•.¸¸ ¸¸.•*¨*•♫♪
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸.•*......¨
*Nice.*Mutlu Yıllara
turkubaci isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 03 Mart 2008, 23:51   #2 (permalink)
SuPeR MoDeRaTöR
 
turkubaci Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 25 Nisan 2007
Mesajlar: 23.813
Standart

Evli bir erkek başka bir bayanla birlikte olursa eşiyle olan imam nikahı bozulur mu yani düşer mi?
Evli bir erkeğin nikahsız olarak başka bir kadınla birlikte olması zinadır. Zina da büyük günahlardan biridir. Değil o işi yapmak, ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır:

“ Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (Nisa, 17/32)

Erkek büyük bir günah işlemiştir ama bu büyük günahın nikahına bir zararı yoktur. Yaptığı bu kötü işten dolayı tevbe eder, Allah'tan bağışlanma diler, eşi de evliliğe devam etmek isterse yeni bir nikah kıymadan evliliklerine devam ederler.

Merhaba hocam, ben ailemin yanında kalmıyorum başka şehirde okuyorum ve kız arkadaşım var o da benim gibi ailesinin yanında değil. Yalnız kendisi ile benim bazı çekincelerimiz var; ele ele tutuşmak gibi. Çünkü dinen evli olmadığımız için bunun sakıncaları olabileceğini düşünüyoruz. İmam nikahı kıymak istiyoruz ama ailemize haber veremeyiz. Okulumuz bitmeden izin vereceklerini düşünmüyoruz. İmam nikahı da kıymazsak ele ele tutuşmanın doğru olmadığı düşüncesindeyiz. Şimdi biz ailemizden habersiz nikah kıyabilir miyiz? Ayrıca kıyabilirsek okul bittikten sonra nikah sırasında kıyacağımız imam nikahı geçerli olur mu? Yardımcı olursanız seviniriz....not: ikimizde Hanefi mezhebindeniz ve Hanefi mezhebinde aileden habersiz nikahın dinen sakıncası olmadığını okudum...

İmam nikahı, yapılacak olan nikahın yetkili bir kişi veya kurumun bu nikahı denetlemesi demektir. Tıpkı bugün nikahların belediyede kıyılması gibi. Dinimize göre bu nikahı denetleme yetkisi olan ilk kişi; kızın ailesidir. Dolayısıyla öncelikle onların rızası alınmak zorundadır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Hangi kız/kadın, velisinin izni olmadan nikahlanırsa onun nikahı geçersizdir!" Fakat aile sebepsiz yere sorun çıkarırsa o zaman denetim, bölgenin yetkili amirine geçer. Yani bugünkü anlamı ile belediyeye.

İmam nikahı için sadece kız ve erkeğin anlaşmaları yeterli değildir. Nikah, bir denetim altında yapılan ve halka ilan edilen bir anlaşma türüdür. Asla gizli ve denetimsiz olarak yapılamaz. Yapılması gereken ilk şey; öncelikle kızı ailesinden istemektir. Razı oldukları taktirde usulüne uygun bir şekilde düğün yapılır, evlilik gerçekleşir. Haksız gerekçelerle buna karşı çıkarlarsa ve kızın yaşı 18 den büyükse Evlendirme Dairesine başvurulur, resmi olarak evlenilir.

Nikah bir sözleşmedir. İmam nikahı kavramı, Hırıstiyanların Kilise Nikahı kavramına karşılık icad edilmiştir. Dinimizde böyle bir kavram yoktur. Nikah, mutlaka "yetkili" birileri tarafından bir kayıt ve "denetim" altında kıyılmalıdır. Bugün bu denetimi belediyeler yapmaktadır.

Hanefi mezhebinde sadece iki şahit ile yetinilen nikahın geçerli oluşu YANLIŞTIR! Bu konuda Hanefi mezhebinin görüşü ile amel edilemez! Kaldı ki Hanefi mezhebi iki şahidi yeterli görmekte fakat nikahın gizli olmasını kabul etmemektedir. Bu konuda sitemizde bulunan NİKAHIN DENETLENMESİ, VELİSİZ NİKAH ve NİŞANLILARIN NİKAHI adlı yazılarımızı okuyunuz.

Üste Dön
İmam nikâhı hakkında “İmam nikâhı kavramı, Hıristiyanların Kilise Nikâhı kavramına karşılık icat edilmiştir!' demişsiniz. Bu cümleyi söylerken neye dayanarak söylediğinizi merak ediyorum? Böyle bir şey yoktur. İcat edilmemiştir. Peygamber efendimiz zamanında da imam nikâhı yapılmıştır ve imam nikâhı Allah’ın emridir. Söylediğiniz bu sözü gerçek bir İslam ilmihaline dayandırmadığınız sürece yanlış bir düşüncedir. Buna hiç bir İslam ilmihalinde rastlanmaz! Sözlerinizde daha dikkatli olun. Sözlerinizi gerçeklere dayandırın!

Hassasiyetiniz için teşekkür ederiz.

Yalnız yazıda anlaşılmayan bir şey olduğu muhakkak. Dikkat edememiş olabilirsiniz. Orada nikahtan değil; "imam nikahı kavramı"ndan bahsedilmektedir. "Evlilik" anlamına gelen "nikah" dini bir kelimedir. Bu kelime ayetlerde de hadislerde de defalarca kullanılmıştır. Peygamberimiz hayatteyken Medine'deki nikahları kendisi kıyardı. Fakat ne ayetlerde ne hadislerde ne de fıkıh kitaplarında bu nikahtan "imam nikahı" olarak bahsedilmez. Bunun adı sadece "nikah"tır.

İmam nikahı kavramı dilimize Medeni Kanun'un tercümesi esnasında girmiştir. Zira Türk Medeni Kanunu, İsviçre Medeni Kanunu'nun tercümesinden ibarettir. Hıristiyanlarda nikah, kilisede ve papaz tarafından kıyıldığı için bu, kanunlara Kilise Nikahı, Papaz Nikahı şeklinde geçmiştir. Fakat Türk halkı müslüman olduğu için bu kavram Türkçe'ye tam olarak çevrilememiş, buna İmam Nikahı denmiştir. Halbuki dinimizde nikahları imamlar değil; yetkililer kıyar. Devlet başkanı veya onun tayin ettiği görevliler..

Durum bundan ibarettir.

Benim bir erkek arkadaşım var ve onu seviyorum. Fakat evlenmemiz için belli bir süre geçmesi lazım. İkimiz de 20’li yaşlardayız ve beraber gezince günah işlememek için imam nikâhı kıymak istiyoruz. Ama ailelerimizin bundan haberi olmayacak. Çünkü şimdi evlenmemize izin vermezler. Böyle bir nikâh geçerli olur mu?

Nikâh, bir denetim altında kıyılan ve halka ilan edilen bir anlaşma türüdür. Asla gizli ve denetimsiz olarak yapılamaz.

Kızın nikâhı için velisinin izni şarttır. Nikâhta veli demek, yapılacak olan nikâhın denetlenmesi yani bir denetim altında kıyılması demektir. Bu denetimi yapacak olan ilk merci ise kızın ailesidir. Aile, damat adayını araştıracak, uygun görürse nikâha izin verecektir. Bu, nikâhın olmazsa olmaz şartıdır. Yoksa siz tek başınıza evleneceğiniz erkek hakkında yeterli bilgi sahibi olamayabilirsiniz.

İmam nikâhının ne manaya geldiğini sitemizdeki yazılardan okumanızı tavsiye ederiz (Özellikle Velisiz Nikâh, Nişanlıların Nikâhı ve Nikâhın Denetlenmesi başlıklı yazıları). İmam nikâhı, bir erkekle bir bayanın beraberliklerine dinen meşruiyet kazandıran formaliteden ibaret bir şey değildir! Bir imam ve iki tanıdık şahitle bu iş olmaz. Bu tür nikâhlar geçersizdir. Fakat bu işi para ile yapan bazı kişiler sizi kandırabilir, bunun geçerli olduğunu söyleyebilirler. Bunlara karşı dikkatli olmalısınız.

Durumunuzu ailenize mutlaka açmanız gerekir. Onlara durumu güzelce ve tatlı bir dille anlatmalısınız. İzin vermemeleri halinde dinen zor duruma düşeceğinizi, evlenmeniz için onların rızasına ihtiyaç duyduğunuzu v.s. güzelce izah edin. İzin verirlerse en kısa zamanda nikâhınızı kıydırır, evlenirsiniz. Karşı çıkarlarsa Evlendirme Dairesine başvurur, resmi nikâhınızı kıydırırsınız. Bu iki yoldan başka yapacağınız herhangi bir şey yoktur.

Ayrıca bugün için sadece imam nikâhı ile evlenmeniz sizi mağdur eder, ortada kalırsınız. Yarın bir gün herhangi bir ayrılık durumunda hiç bir hak iddia edemezsiniz. İşte bunun için ya aileniz devreye girecek ya da resmi nikâhla evlenecek, haklarınızı hukuki koruma altına alacaksınız.

Evleninceye kadar da vakitlerinizi oruçlu geçirmeye çalışın. Zira oruç tutmak, insanın nefsini terbiye eder. Bu konuda Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur:

"Gençler! Kimin maddi imkânı varsa hemen evlensin. Kim de maddi imkân bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır." (Buhari, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1)
Üste Dön
İkinci evlilikler herkesten gizli yapılmakta, bırakın ilk hanımın haberi olmasını, arkadaşlarının dahi haberi yok. Peki, bu denetim sadece bayanlara mı var, erkeklere yok mu? Erkeklere de denetim olmazsa bu da farklı sorunlar doğurur, kız istemeye gelen bir erkeği, ne bilenecek imam nikâhlı mı, değil mi?

Denetim kadın için değil, onunla evlenecek erkek için yapılır. Bunu kadının velisi yaptığı için kadını denetlemeyeceği açıktır. Kadının velisi, kızlarına talip olan erkeğin evli mi bekâr mı olduğunu bilemeyecek kadar da sorumsuzluk yapamaz. Bahsettiğiniz problemler, denetim usulünün henüz oturmamış olmasından kaynaklanmaktadır.
Üste Dön
Ben 26 yaşındayım. 35 yaşında iki çocuk sahibi dul bir bayanla evlenmek istiyorum. Fakat ailelerimiz bu evliliğe karşı çıkıyor. İmam nikâhı için ailelerimizin iznine ihtiyacımız var mıdır? İzin almadan imam nikâhı kıyabilir miyiz? Bu evliliğin dinen bir sakıncası var mıdır?

Bekâr bir erkek dul bir bayanla evlenebilir, dinen bunda herhangi bir sakınca yoktur. Nitekim bekâr olan Peygamber Efendimiz, dul olan Hatice Validemiz ile evlenmiştir.

Fakat evlilik için dinen gerekli kurallar bulunmaktadır. Şöyle ki:

1. Dul bayan, iddet bekleme süresini aşmış olmalıdır. İddet esnasında nikâh kıyılamaz.

2. Erkeğin evliliği için veli izni şart değildir.

3. Dul bayan için veli izni gerekir.

4. Nikâhta veli izni demek yapılacak olan nikâhın denetlenmesi demektir. Buna göre dul bayanla evlenebilmeniz için önce onun velisinin / ailesinin izni gerekir. Ailesi sebepsiz yere sorun çıkarırsa o zaman yetkili kişilere başvurursunuz. Belediyenin evlendirme dairesine gider, evlenme beyanlarınızı iletir, resmi nikâhı kıydırırsınız.

5. Ne aile izni ne de resmi nikâh olmaksızın iki şahit bir hoca bularak nikâh kıyamazsınız. Böyle bir nikâh geçerli olmaz.

Nikâh ve nikâhın denetlenmesi (imam nikâhı) ile alakalı olarak sitemizin ana sayfasında özel bir bölüm bulunmaktadır. Lütfen orada bulunan yazıları, soru-cevapları evlenmeyi düşündüğünüz bayanla birlikte okuyunuz.


Kadının Boşanma Yetkisi

Bakara Suresi’nin boşanma ile ilgili 228. ayetinin sonu şöyledir:

“…Mâruf ölçüler içerisinde o kadınların erkekler üzerindeki hakkı, onların bunlara karşı olan hakkına denktir. Erkeklerin onlara karşı bir dereceleri vardır. Allah azizdir hâkimdir." (Bakara 2/228)

Ayetlerde talak, hul' ve iftida kararı diye üç ayrı boşanma şekli hükme bağlanmıştır. Talak, erkeğin tek taraflı kararı ile yaptığı boşamadır. Talâkın geçtiği ayetlerde kadına yetki verilmemiştir. Talakta bulunan erkeğin, eşine verdiği mehirden ve diğer mallardan bir şey alamaması (Bakara 2/229), kadının bekleme süresi (iddet) bitinceye kadar onunla aynı evi paylaşma mecburiyeti ve süre bitinceye kadar yine tek taraflı kararı ile talaktan vazgeçme hakkı (Talak 65/1-2) boşanmanın önüne konmuş tabii engellerdir.

Hul', evliliği yürütemeyeceklerine kanaat getiren kadın ile erkeğin, karşılıklı anlaşmalarıyla evliliğe son vermeleridir. Burada istek daha çok kadından geldiği için kadın evlenirken aldığı mehirden kocasına vermesi gerekir. Buna hul' bedeli denir.

Üçüncüsü iftidâdır. İftidâ, şartları gerçekleşdiği taktirde kadının tek taraflı iradesiyle evliliğe son vermesidir. Bakara Suresi‘nin 229. ayetinde şöyle buyurulur:

"Karı-kocanın Allah’ın hududunu yerine getiremeyeceklerinden siz korkarsanız kadının fidye vermesinde her eşe de bir günah yoktur."

Evliliğin yüklediği sorumlulukları yerine getirememe korkusuna kapılan kadın, durumu yetkili makama bildirir. Çünkü ayetteki “..siz korkarsanız...” ifadesi bunu gerektirir. Bu korkunun tespitinden sonra kadına iftidâda bulunabileceği bildirilir. Bundan sonra ister iftidâ da bulunarak evliliğe son verir, isterse evliliğe devam eder.

Hudud, iyi geçinme ve nikah haklarını yerine getirmedir. Bunları yerine getirip getirmediğinin ispatı değil, yerine getiremeyeceğinden korkulması esastır.

Hz. Peygamberin uygulaması ile konu, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşmuştur. Malik’in rivayet ettiği hadisi Şâfiî Ebu Dâvud, Tirmîzî, Nesâî ve İbn Mâce tahric etmiştir. İbn Huzeyme ve İbn Hıbban da sahih olduğunu söylemişlerdir[1].

Amra’dan gelen rivayete göre Sâbit’in eşi olan Habibe’yi Peygamber alaca karanlıkta kapısının önünde bulur ve ne olduğunu merak edip durumunu sorar. Habîbe eşi Sâbit’le bir arada bulunmasının mümkün olmadığını evliliğe devam edemeyeceklerini söyler. Sâbit geldiğinde Rasûlullah ona: “İşte Habîbe. Söyleyeceğini söyledi.” der. Habîbe: Sâbit’in verdiği her şeyin yanında olduğunu ifade eder. Rasûlullah Sâbit’e onu ondan almasını emreder. Sâbit, Habibe’ye verdiğini alır ve Habîbe ailesinin yanına döner.

Talâkın gerçekleşmesi nasıl kadının onayına bağlı değilse iftidânın gerçekleşmesi de kocanın onayına bağlı değildir. Koca evliliğe son vermek istediğinde bunu, bir yetkili makama başvurmadan yapabilir. Kadının evliliği sona erdirme kararı ya karşılıklı rıza ile ya da hâkime veya hakeme başvurarak gerçekleşmektedir. İşte erkeklerin kadınlara karşı dereceleri budur.

TALAK (ERKEĞİN BOŞAMA HAKKI)

Kur’ân’a göre talak, kocanın hakkıdır. Talakla ilgili fiillerin faili kocalardır. Kadının evliliği sona erdirme hakkına iftidâ denir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

الطَّلَاقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ.

“O talak iki defadır. Her birinden sonra kadını ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle ayırmak gerekir.” (Bakara 2/229)

Âyetteki الطَّلاَقُ (el-talaku) ifadesinin başındaki “ال = el” marifelik ekidir; kelimeyi et-talâku şeklinde okutur ve “o talak” anlamı verir. Talakın ne olduğu talak sûresinde açıklanmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا.

“Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah’tan çekinin; onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar; açık bir fuhuş yapmış olurlarsa başka. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendine kötülük etmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkaracaktır.

Kadınlar sürelerinin sonuna geldiklerinde onları ya mâruf [1] ile tutun veya mâruf ile ayırın. İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin. İşte bu size, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah’tan çekinirse o, ona bir çıkış yolu açar.

Beklemediği yerden ona rızık verir. Kim Allah'a güvenirse o, ona yeter. Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.” (Talak 65/1-3)

Allah, her şey gibi, talak için de bir ölçü, bir standart koymuştur. Yukarıdaki âyetler bu ölçüyü gösterir. Ömer‘in oğlu Abdullah, karısını adetli iken boşamıştı. Ömer, bunu Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve selleme sorunca ona şöyle demişti:

“Söyle ona, eşine dönsün; temizleninceye kadar ayrılmasın. Sonra eşi âdet görüp tekrar temizlenirse bundan sonra ister devam etsin, isterse ilişkiye girmeden onu boşasın. İşte bu, o iddettir ki, Allah kadınların ona göre boşanmalarını emretmiştir[2]". Abdullah b. Ömer dedi ki; “Peygamberimiz, yaptığım boşamayı geçersiz saydı ve şu âyeti okudu: “Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın.” Yani onları iddetlerinin başlangıcında boşayın.”[3]

Eşini boşamak isteyen erkeğin yapacağı şeyler şöyle sıralanabilir:

1. İddet içinde boşamak

2. İddeti saymak,

3. Kadını evden çıkarmamak,

4. Kadının evden çıkmaması,

5. Süre içinde veya süre sonunda iyilikle tutmak veya iyilikle ayırmak.

6. Kadını gerek boşarken gerek dönüş sırasında ve gerekse ayrılırken iki kişiyi şahit tutmak.


A- İDDET İÇİNDE BOŞAMA

Buradaki iddet, boşanan kadının, kocasının evinde geçirmek zorunda olduğu süredir. Kadın bu süre içinde kocasıyla aynı evi paylaşır ama onunla cinsel ilişkiye girmez. Çünkü iddeti kendi başına beklemesi gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ

“(Kocaları tarafından) boşanmış kadınlar kendi başlarına üç kur’ beklerler.”

Adet halinde ilişki yasak olduğu[4] için kadın zaten kendi başınadır. İddet süresi içinde kocası ile aynı evi paylaşacağından buradaki kur’, onunla ilişkiye girebileceği temizlik dönemidir. Öyle ise talakın iddet içinde olması, kadının bu sırada adetten temizlenmiş ama kocasıyla ilişkiye girmemiş olması demektir. Abdullah b. Ömer öyle yapmadığı için Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemin çok sinirlendiği rivâyet edilmiş[5] ona, fazladan bir temizlik dönemi bekleme cezası vermiştir. Çünkü eşini, birinci temizlikten sonra değil, ikincisinden sonra boşayabileceğini söylemiştir.

Bunun önemli hikmetleri vardır. Erkek, adet gören eşiyle ilişkiye giremeyeceğinden huzursuz olabilir. Kadın adetten temizlenince erkeğin ona arzusu üst sınıra çıkar. İlişkiye girince arzusu azalır. Erkeğin karısını, ilişkiye girmediği temizlik döneminde boşayabilmesi boşama önünde tabii bir engel oluşturur.

İddet, âdet gören için üç temizlik müddetidir.[6] Adetli iken boşama gerçekleşemeyeceği için böyle bir kadının eşi ile ilişkiye girmeden geçirdiği toplam süre üç adet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay kadar sürer.

iddet-temizlik

Âdetten kesilen, adet görmeyen veya hamile olan kadınların iddeti ile ilgili olarak şöyle buyurulmuştur:

وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِن نِّسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ وَأُوْلَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا

"Adetten kesilmiş olanlar hakkında şüpheye düşerseniz iddetleri üç aydır; adet görmeyenler de öyle. Hamile olanların süreleri doğumları ile biter. Kim Allah’tan sakınırsa Allah onun işinde bir kolaylık oluşturur." (Talak 65/4)

Erkek, bu durumlarda olan eşini her an boşayabilir. Onun iddeti, boşama anından itibaren başlar.
__________________
Mutlu★* 。 • ˚ ˚ ˛ ˚ ˛ •
•。★Senelere★ 。* 。
° 。 ° ˛˚˛ * _Π_____*。*˚
˚ ˛ •˛•˚ */______/~\。˚ ˚ ˛
˚ ˛ •˛• ˚ | 田田 |門| ˚ Evimize Neşe Gelsin ♥
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸¸.•*¨*•♫♪
Yeniyıl♪♫•*¨*•.¸¸ ¸¸.•*¨*•♫♪
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸.•*......¨
*Nice.*Mutlu Yıllara

Konu turkubaci tarafından (04 Mart 2008 Saat 00:06 ) değiştirilmiştir.
turkubaci isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 03 Mart 2008, 23:55   #3 (permalink)
SuPeR MoDeRaTöR
 
turkubaci Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 25 Nisan 2007
Mesajlar: 23.813
Standart

B- ŞAHİT BULUNDURMA

Boşamanın şahitler huzurunda olması şarttır. Allah Teâlâ Talak Suresi 2. âyette şöyle buyurur:

وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ

"İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin."

İlgili âyetler dikkatle düşünülürse talakın her safhasının şahitlerle tespitinin şart olduğu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, boşamanın gerçekleştiği andır. Bu andan itibaren müslümanlara yüklenen bir görev vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُواْ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَا إِن يُرِيدَا إِصْلاَحًا يُوَفِّقِ اللّهُ بَيْنَهُمَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا

"Karı-kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzelmek isterlerse, Allah aralarını buldurur. Allah bilir ve işin iç yüzünden haberdardır." (Nisa 4/35)

Boşamanın şahitlerle tespiti halinde müslümanlar durumdan haberdar olup harekete geçerler. Yoksa bu görevi yerine getirmeleri zorlaşır.

Erkek, iddetin bitmesini beklemeden eşine dönebilir. Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَلِكَ إِنْ أَرَادُواْ إِصْلاَحًا

“Kocalar arayı düzeltmek isterlerse, onlara iddet içinde dönmeye daha çok hak sahibidirler”[7](Bakara 2/228)

İddet içinde dönme, arayı düzeltme şartına bağlandığına göre bu konuda erkeğin niyetinin sorgulanmasına ve durumun tespitine ihtiyaç olur. Kötü niyetli olduğu tespit edilirse dönmesine imkân verilmez. Onun için bu safhanın da şahitlerle tespiti gerekir.

Süre sonunda dönme de iyi niyet şartına bağlanmıştır. Bu sebeple o safha da şahitlerle tespit edilmelidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النَّسَاء فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلاَ تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لَّتَعْتَدُواْ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ وَلاَ تَتَّخِذُوَاْ آيَاتِ اللّهِ هُزُوًا وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَمَا أَنزَلَ عَلَيْكُمْ مِّنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

"Kadınları boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa ya maruf[8] ile tutun, ya da maruf ile serbest bırakın. Onları zarara uğratıp haklarına saldırmak için tutmayın.[9] Bunu yapan, kendini kötü duruma düşürür. Allah’ın âyetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. O, indirdiği Kitap ve doğru bilgi ile sizi uyarmaktadır. Allah'tan çekinin. Bilin ki, Allah her şeyi bilir." (Bakara 2/231)

Erkeğin eşine, süre sonunda iyi niyetle döndüğünün veya ondan güzellikle ayrıldığının da şahitlerle tespiti gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Kadınlar sürelerinin sonuna geldiklerinde onları mâruf ile tutun veya maruf ile ayırın." (Talak 65/2)

Demek ki, talakın her safhasının şahitlerle tespiti şarttır. Buradaki her bir şahit hem olayı tespitte hem de mahkemede şahitlik yapabilecek özellikte olmalıdır. Bu sebeple akıllı, bü-luğa ermiş. dilsiz veya kör olmayan âdil[10] kimselerden olmaları gerekir. Namuslu birine zina iftirasında bulunup ceza giymiş olan[11] kimselerin şahitliği ile usul veya fürudan olan kimselerin lehteki şahitliği kabul edilmez.[12]
C- İDDETİ SAYMA GÖREVİ

Talak 1. âyette iddeti sayma görevi erkeğe verilerek şöyle buyurulmuştur:

“Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın.”

Adeti gören kadın, iddeti saymakla görevli olan erkektir. Bu emir onun, bu süre içinde eşiyle yakından ilgilenmesini zorunlu kılar. Eğer iddeti saymazsa dönüş imkanı varken süreyi geçirerek hakkını kaybedebilir. Kadın, iddeti ile ilgili olarak kocasını doğru bilgilendirmek zorundadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

(وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَنْ يَكْتُمْنَ مَاخَلَقَ اللَّهُ فِي أَرْحَامِهِنّ)

“Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri o kadınlara helal olmaz.” َ(Bakara 2/228)

Âdet olduğu halde olmadım derse günaha girer.

“Allah'ın rahimlerinde yarattığı” şey çocuk da olabilir. Hiçbir kadın babasız çocuk doğurmak istemez ama hamileliğini gizleyerek bir an önce kocasının evinden ayrılmak isteyebilir. Hamile kadın adet görmez. Kocasının evinden ayrılması için adet gördüğünü söylemesi gerekir. Bu da onu günaha sokar.
D- KADININ EVDEN ÇIKMAMASI VE ÇIKARILAMAMASI

Talak 1. âyette boşanmış kadının iddet süresi içinde evden çıkması veya çıkarılması yasaklanarak şöyle buyurulmuştur:

“Onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar; açık bir fuhuş yapmış olurlarsa başka”

Burada sözü edilen ev, kocanın evi olmasına rağmen kadının evi sayılmıştır. Demek ki iddet süresi içinde kadın o evi, kendi evi gibi kullanacaktır. Ev kadının olsaydı, onun oradan çıkarılmasından veya çıkmasından bahsedilemezdi.

Kadın evden çıkar veya çıkarılırsa eşleri barıştırmakla görevli hakemlerin işi zorlaşır. Ayrıca başkalarının yanında birbirlerinin kötü hallerini ortaya dökerek soğukluğun artmasına sebep olabilir ve kötü niyetli kişilerin engeline takılabilirler.

Bir de yaklaşık üç ayı bir çatı altında, ilişkiye girmeden geçiren eşler yumuşayabilir ve boşanmaya yol açan sebepleri ortadan kaldırabilirler. Talak 1. âyetin sonunda “Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkaracaktır" buyrulması bunu gösterir.

E- HUDUDULLAH = ALLAH’IN KOYDUĞU SINIRLAR

Talakla ilgili âyetlerden Talak 1, Bakara 229 ve 230’da hududullah ifadeleri geçer. Talak 2. âyet ise şöyle biter: "İşte bu size, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah’tan çekinirse o, ona bir çıkış yolu açar.” Bu hüküm ile Bakara 231. âyette yer alan “Allah’ın âyetlerini hafife almayın” hükmü de hududullah anlamındadır. Allah Teâlâ bir âyette şöyle buyurur:

"(Allah’ın cennet sözü verdiği kişiler) Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, gezenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın hududunu koruyanlardır. İşte o müminleri müjdele." (Tevbe 9/112)

Bu âyetle birlikte toplam altı âyette, talak konusu üzerinde titizlikle durmamız emredilmiştir. Hududullah ifadesi, hiçbir konuda talakta olduğu gibi tekrarlanmamıştır. Bu da bu konunun ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Talak 1. âyetteki sınırlara uymayan, kendini zora sokmuş olur ama yaptığı talak geçerlidir. Bunlar; kocanın iddeti sayması, eşini evden çıkarmaması, onun da çıkmamasıdır. Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendine yazık etmiş olur.”

Çünkü iddetin sonuna kadar erkeğin eşine dönme hakkı vardır. Eğer iddeti saymazsa sürenin bittiğini fark edemediği için bu hakkı kaybedebilir.

İddet süresi içinde koca eşini evden çıkarmazsa anlaşmazlığın çözümü kolaylaşır. Durumu gözden geçirip daha sağlıklı bir sonuca varabilir.

Kadın evden ayrılmazsa o da kocasını ikna etme fırsatını yakalar. Bu süre içinde onun, kocasına karşı davranışlarında tek yasak cinsel ilişkidir. Bu da kocasının kendine olan ilgisini artırır. Koca dönme kararı verir ve bunu şahitlerle tespit ettirirse o yasak da kalkar.

Talak 2, Bakara 229 ve 230’da belirtilen sınırlara uyulmadığı takdirde talak geçersiz olur. O âyetlerin hükümleri kendi yerlerinde gösterilmiştir.

F- EŞİNE DÖNME KARARI

Erkeğin eşine dönmesi, kocanın iyi niyetine bağlıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer kocalar arayı düzeltmek isterlerse, kadınlara iddet içinde dönmeye daha çok hak sahibidirler.”[13] (Bakara 2/228) Yani iddet sonunda dönebileceklerine göre, iddet içinde öncelikle dönebilirler. Ama arayı düzeltme niyeti yoksa, mesela boşamayı şartlarına uygun yaptıktan sonra iddet bitmeden eşine dönüp iddetin kalan kısmında tekrar boşayacak olsa yaptığı dönüş geçersiz sayılır ve iddet süresinin bitiminde eşiyle ilişkisi kesilir.

Eşine zarar vermek veya iddetini uzatmak için de dönemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُوا وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ وَلَا تَتَّخِذُوا آَيَاتِ اللَّهِ هُزُوًا وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَا أَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ.

“Kadınları boşadınız, onlar da bekleme sürelerinin sonuna vardılarsa artık ya mâruf ile tutarsınız veya mâruf ile ayırırsınız. Onlara zarar vermek ve haklarına saldırmak için tutmayın. Bunu yapan, kötülüğü kendine yapar. Allah’ın âyetlerini arzularınıza alet etmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. İndirdiği Kitap ve doğru bilgi ile o, size öğüt vermektedir. Allah'tan çekinin ve bilin ki, Allah her şeyi bilir.” (Bakara 2/231)

“Allah her şey için bir ölçü bir standart”[14] koyduğu için buraya kadar anlatılanlar ölçüye uygun olarak yapılan birinci talakı gösterir.
__________________
Mutlu★* 。 • ˚ ˚ ˛ ˚ ˛ •
•。★Senelere★ 。* 。
° 。 ° ˛˚˛ * _Π_____*。*˚
˚ ˛ •˛•˚ */______/~\。˚ ˚ ˛
˚ ˛ •˛• ˚ | 田田 |門| ˚ Evimize Neşe Gelsin ♥
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸¸.•*¨*•♫♪
Yeniyıl♪♫•*¨*•.¸¸ ¸¸.•*¨*•♫♪
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸.•*......¨
*Nice.*Mutlu Yıllara
turkubaci isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 03 Mart 2008, 23:59   #4 (permalink)
SuPeR MoDeRaTöR
 
turkubaci Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 25 Nisan 2007
Mesajlar: 23.813
Standart

G- TALAKIN SAYISI

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"O talak iki defa olur. Her birinden sonra kadını ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle ayırmak gerekir. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız size helâl olmaz.[15] Eşler, Allah'ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından korkarlarsa başka. Allah’ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından siz de korkarsanız kadının fidye verip kendini kurtarmasında her ikisi için de bir günah yoktur.[16] Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; onları aşmayın. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, işte yanlış yapanlar onlardır."

Ayetteki "O talak iki defa olur” hükmü, Allah’ın, ölçüsünü belirlediği yukarıdaki talakın en fazla iki kere olabileceğini gösterir.

“… Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, onları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, işte yanlış yapanlar onladır” hükmü ise bu ölçüye uymayan talakların geçersiz olduğunu gösterir.

Şarta veya belli bir zamanın gelmesine bağlanan talâk çeşitleri de bu ölçüye uymadığından geçersizdir.

Üçüncü boşamada yukarıdaki kurallar geçerli olmaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يَتَرَاجَعَا إِنْ ظَنَّا أَنْ يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ.

“Erkek üçüncü defa boşarsa, artık bu kadın ona helal olmaz.[17] Kadın evlenir, bu koca da boşarsa bakarlar; Allah’ın koyduğu sınırlarda duracakları kanaatine varırlarsa birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlardır. Allah bunları, bilen bir topluluk için açıklamaktadır.” (Bakara 2/230)

Talakın üç ile sınırlanması fıtrata uyar. Çünkü istenmeyen bir işten sonra en çok iki kez özür kabul edilir, üçüncüsünde kabul edilmez. Bunu Musa aleyhisselam ile Hızır olayında da görürüz.

Musa Hızır’a: Sana öğretilenden bana da bir olgunluk bilgisi öğretmen için seninle gelebilir miyim?" dediği zaman Hızır: "Gel, ama sen benimle beraber olmaya dayanamazsın. İç yüzünü bilmediğin bir şeye nasıl dayanacaksın?" Bana uyarsan, ben sana anlatıncaya kadar hiç soru sorma!" demişti. Musa aleyhisselam iki kere soru sorunca Hızır’a "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam benimle arkadaşlık etme. Çünkü artık benim tarafımdan beyan edilecek son özür noktasına ulaştın" demişti. Üçüncü soruyu da sorunca Hızır, “İşte bu benimle senin aranı ayırır” demişti.[18] Üçüncüden sonra artık özür kabul edilmez. Tıpkı bunun gibi üçüncü talaktan sonra kocanın özür beyan etme imkanı sona erer ve eşler birbirinden ayrılırlar. Bu da fıtrata uygun bir boşama olur.

Bundan sonra herkes kendi yoluna gider. Bu arada kadın bir başka erkekle evlenir, o erkek ölür veya onu usulüne uygun olarak boşarsa, bu kadın kendini daha önce üç talakla boşamış olan eşiyle yeniden evlenebilir. Bu husus, yukarıdaki âyetin hükmüdür.

Cahiliye Arapları talakı bilirlerdi. Fakat bunun belli bir sayısı yoktu. Koca karısını boşar, iddet esnasında ona döner ve bu işi istediği kadar yapabilirdi. Böylece karısına ne kocalık yapar ne de başkasıyla evlenmesi için onu serbest bırakırdı. İddeti bitse dahi evlenmesini yasaklayabilirdi.[19] İslam, sınırsız talak hakkını üçe indirdi ve ilk ikisinde kocaya iddet içinde dönme hakkı tanıdı. Üçüncü boşamadan sonra bu hakkı tanımadı. Dolayısıyla karısını, âdetten temizlenmişken, ilişkiye girmeden boşayan kişi, bir boşama hakkını kullanmış olur. Süre sonunda ayrılığa karar vermenin bu konuda bir etkisi yoktur. Evliliği devam ettirme kararı verilirse boşama meydana gelmiş fakat evlilik yeniden kurulmuş olur.

H- ÜÇ TALAK KONUSU

Mevcut mezhepler, doğru talakın yukarıdaki gibi olduğunu kabul ederler ama o ölçülere uymayan talakı geçerli sayarlar. Bunun sebebi, Talak sistemini kurarken Talak Suresinin ayetlerini temel almamaları, diğer ayetlere de şartlı yaklaşmalarıdır. Bu sebeple talakla ilgili ayetleri ve hadisleri büyük ölçüde değerlendirme dışı bırakmışlardır. Bu hususa aşağıda küçük bir örnek verilecektir.

Dört mezhebe göre erkek eşini, adetli iken veya onunla ilişkiye girdiği temizlik döneminde bir talakla boşayabileceği gibi birden fazla talakla da boşayabilir. Eğer eşine; “seni üç talakla boşadım” demişse aynı anda üç talak meydana gelir ve evlilik tamamen sona erer. Şarta veya belli bir zamanın gelmesine bağlanan talâk da geçerlidir. Ne boşama sırasında, ne dönme sırasında ne de iddet bitiminde ayrılırken şahit bulundurma şartı vardır. Erkeğin eşine dönmesi halinde iyi niyetli olup olmadığına da bakılmaz. Bütün bunların Kur’ân’a aykırı olduğu açıktır. Şimdi mezhepleri bu duruma getiren gelişmelere üç talak örneğini verelim.

1. Peygamberimizin Dönemi

İbn Abbâs’ın bildirdiğine göre Abdu Yezîd, karısı Ümmü Rukâne’yi boşamış, Müzeyne kabîlesinden bir kadınla evlenmişti. Kısa bir süre sonra kadın Allah’ın Elçisine gelmiş ve Abdu Yezîd’in iktidarsız olduğunu ima için başından aldığı bir kılı göstererek, onun bana ancak şu kıl kadar faydası olabilir. Benimle onun arasını ayır.” demişti.

Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem buna öfkelenerek Adamın oğlu Rukâne’yi ve kardeşlerini çağırdı. Sonra orada bulunanlara o iki çocuğu göstererek: “Bunu şu ve şu bakımlardan, diğerini de şu ve şu bakımlardan Abdu Yezîd’e benzer buluyor musunuz?” diye sordu.

“Evet” dediler.

Allah’ın Elçisi Abdu Yezîd’e: “Onu boşa” diye emretti. O da isteneni yaptı.

Sonra, “Önceki eşine; Rukâne’nin annesine dön.” dedi.

Abdu Yezîd: “Ey Allah’ın Elçisi! Ben onu üç talakla boşadım.” dedi.

“Biliyorum, sen ona dön” dedi ve şu âyeti okudu: “Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın.” (Talak, 65/1)[20]

İbn Abbâs’ın bildirdiğine göre Abdu Yezîd’in oğlu Rukâne de babası gibi karısını üç talak ile boşadı, sonra buna fazlasıyla üzüldü. Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem ona, karısını nasıl boşadığını sordu.

“Üç talakla”, dedi.

“Bir mecliste mi?” diye sordu.

“Evet”, dedi.

“Bu bir talaktır, istersen ona dön” dedi. O da hemen döndü.[21]

2. Sahabe Dönemi

İbn Abbâs’ın bildirdiğine göre Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem ve Ebû Bekr devri ile Ömer’in halifeliğinin ilk iki yılında üç talak, bir talak sayılırdı. Hattâb oğlu Ömer: “İnsanlar ihtiyatlı olmaları gereken bir konuda aceleci davranmaktalar. Acaba onu, onların aleyhine geçerli saysak mı?” dedi ve geçerli saydı.[22]

Kaynaklar, bu tarihten sonra fetvaların şaşırtıcı bir şekilde değiştiğini göstermektedir. Yukarıdaki hadisleri rivâyet eden Abdullah b. Abbâs da görüş değiştirmiştir. Mücâhid diyor ki; İbn Abbâs’ın yanındaydım, bir adam geldi, karısını üç talakla boşadığını söyledi. İbn Abbâs bir süre sessiz kaldı. Karısını ona döndüreceğini sandım. Sonra söze şöyle başladı: “Biriniz tutup ahmaklık yapıyor, sonra İbn Abbâs! İbn Abbâs! demeye başlıyor. Allah şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’tan korkarsa o ona bir çıkış yolu yaratır.” (Talak, 65/2) Sen Allah’tan korkmadın. Ben de sana bir çıkış yolu görmedim. Rabbine isyân etmişsin. Karın senden ayrılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın.” (Talak, 65/1) .[23]

Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes’ûd, Ömer b. Abdülaziz ve Mervan b. el-Hakem’in de buna göre fetva verdikleri bildirilmiştir.[24]

3. Fukaha Dönemi

Hanefî, Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri de bir lafızda verilen üç talakı, üç talak saymışlardır. Yani bir erkek eşine, “seni üç talakla boşadım” dedi mi, ister adetli, ister temiz olsun, ister o temizlik dönemi içinde eşiyle ilişkiye girmiş bulunsun, isterse hiç gerdeğe girmemiş olsun onu üç talakla boşamış olacağını söylemişlerdir.

Bunlardan bir kısmı “الطلاق مرتان O talak iki defa olur.” (Bakara 2/229) âyetindeki ال’ın cins için olduğunu iddia etmiştir. Bu; “Erkek karısını en fazla iki kere boşayabilir” demektir. Fakat boşamanın üç defa olduğu konusunda ihtilaf yoktur. Bu sebeple ال’ın cins için olduğunu savunanlar cümlenin yapısını kökten değiştirmek zorunda kalmışlardır. Serahsî şöyle der: “Mubah talakların tamamı iki defadır ve üçüncü defadır.”[25] “Üçüncü defadır” ilavesi Bakara 230’daki “Erkek eşini tekrar boşarsa..” hükmünden alınmıştır. Bu hükmü katma mecburiyeti varsa “ال”in cins için olma ihtimali kalmaz. Çünkü الطلاق مرتان isim cümlesidir. Devam ve sübut ifade eder. Arapça bilen herkes burada yapılanın yanlış olduğunu kolayca anlar.

İbn-i Hümâm’a[26] göre bu âyet, sünnete uygun talakın iki kere olacağını gösterir. Çünkü üç talakın bir lafızda vaki olacağı yolunda ittifak vardır.[27] Bu görüş de kabul edilemez. Âyetlere aykırı bir ittifak, âyeti etkilemez.

Bir çok fakih, الطلاق مرتان âyetindeki مرة = merra kelimesinin bir zaman dilimini gösterdiğini söylemiştir. Hanefîlerden el-Kâsânî’nin sözleri şöyledir: Allah Teâlâ’nın “O talak iki keredir” sözü, iki defadadır, demek olur Biri diğerine iki dirhem verse, iki defada vermedikçe iki kere verdi, denemez. Âyetin zahiri haber cümlesi olmakla birlikte emir cümlesi an-lamındadır. Çünkü ona zahiri anlamını yüklemek, haberinin âyete ters düşmesi ihtimali olmayan (zatın) ona ters düşmesine yol açar. Çünkü bazen birden fazla talak bir arada verilir. Ha-ber cümlesinin emir yerine kullanıldığı da olur.[28] Nitekim “Boşanmış kadınlar kendi başlarına beklerler…”[29] âyeti “… beklesinler” anlamında; “Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler”[30] âyeti de “… emzirsinler” anlamınadır. Böyle başka âyetler de vardır. Burada da öyledir; sanki Allah Teâlâ “onları boşamak istediğiniz zaman iki defada boşayın” demiştir. Ayrı ayrı boşamanın emredilmesi bunların bir arada yapılmasının yasaklanması demektir. Çünkü ikisi birbirine zıttır. O zaman talakları birleştirmek haram veya mekruh olur.[31]

Bu konuda Peygamberimize dayandırdıkları tek söz, onun talakların ayrı ayrı olmasını emrettiğidir. Diyorlar ki, ayrı yapılmasını emir, birleştirmeyi yasaklamadır. Bu da talakları birleştirmenin haram veya mekruh olduğunu gösterir.[32] Yani haram veya mekruh olmakla birlikte geçerli olur.

Talakları birleştirmeyi Allah ve Resulü yasaklamış, fakihler ise “yasaktır ama geçerlidir” demişlerdir. Bu tavrın kabul edilebilir bir yanının olmadığı açıktır.

Tefsirler de ne مرة (merra) kelimesi üzerinde durmuşlar, ne de Bakara 229 ile Talak Suresi arasında ilişki kurmuşlardır.[33]

Şimdi bu görüşlerin tutarsızlığını bir başka açıdan görmeye çalışalım:

“الطلاق مرتان O talak iki defa olur” (Bakara 2/229) âyetinde defa diye tercüme edilen مرة kelimesi, zaman dilimi “جزء من الزمان cüz’ün mine’z-zaman” anlamı içerir.[34] Talak 1. âyet, bunun iddet süresi kadar olduğunu açıklamıştır. Koca karısını, bu süre içinde, ancak bir kere boşayabilir. İkinci âyet şöyledir:

“Kadınlar sürelerinin sonuna vardıkları zaman onları ya iyilik (mâruf) ile tutun veya iyilikle ayırın...”

Dolayısıyla kadını, bir iddet süresi içinde birden fazla boşamak mümkün değildir.

Sonuç olarak fıkıh kitaplarında yer alan talakla Kur’an’da yer alan ve Peygamberimiz tarafından uygulanan talak arasında hiç bir ilgi yoktur.
__________________
Mutlu★* 。 • ˚ ˚ ˛ ˚ ˛ •
•。★Senelere★ 。* 。
° 。 ° ˛˚˛ * _Π_____*。*˚
˚ ˛ •˛•˚ */______/~\。˚ ˚ ˛
˚ ˛ •˛• ˚ | 田田 |門| ˚ Evimize Neşe Gelsin ♥
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸¸.•*¨*•♫♪
Yeniyıl♪♫•*¨*•.¸¸ ¸¸.•*¨*•♫♪
Mutlu Yıllar Size♪♫•*¨*•.¸¸¸.•*......¨
*Nice.*Mutlu Yıllara
turkubaci isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 04 Mart 2008, 00:02   #5 (permalink)
Uzman
 
menşure Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 12 Aralık 2007
Mesajlar: 1.349
Standart

dinimizce yapılması gereken ama ilk önce resmi nikahın kıyılıp ondan sonra hoca tarafından kıyılması gereken bence her müslümanın yapması gereken bir şey paylaşımların için saol arkadaşım
menşure isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 04 Mart 2008, 00:05   #6 (permalink)
Uzman
 
MyRose Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 15 Şubat 2007
Mesajlar: 15.175
Standart

teşekkürler güzel ve gerekli bilgilerin içinn..


bacı bu arada ne iş nikah mı varr
__________________
http://www.zurnachat.com/zurnachat.exe
Sohbetin değişmeyen adresi program yükle download bağlan
MyRose isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Alt 04 Mart 2008, 01:51   #7 (permalink)
Banned
 
Üyelik Tarihi: 22 Temmuz 2007
Konum: YaDA GörüP Nabacan..
Mesajlar: 1.669
Standart

konu çok ama çok derin..hepsini okumadım...çünkü kafadan bu yazıyı görünce gerisini okumak gereksizdir.
ayrıca...dini konuları nettne indirmeyelim..çünkü sahih olmayabilirler...

Ayrıca Medeni Kanun, sütkardeşliğini ve din farkını evlenmeye engel saymaz...

saymazsa...ben sayarım...o kanun umrumda değil...süt kardeşi haramdır..
din farkına gelince...erkek sadece hristiyan,yahudi gibi kitap inmiş dinlerin kızlarını alabilir puta tapan,ineğe tapan,güneşe tapan bir kafir kızı alamaz....kadın ise KESİNLİKLE kafir bir erkekle evlenemez.
Nightcrawler isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
zurna, chat, sohbet, hemen, bağlan,
Zurnachat Tıkla Sohbet-Chat 'e Başla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:03.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

zurna | chat | sohbet | chat programı | site ekle | arkadas | Link | sohbet programı | chat odaları | toplist | irc | chat siteleri | chat odaları | chat sayfaları
zurna, chat, sohbet
zurna-chat-sohbet-program-indir-yukle-download


sohbet

Eğlence Sohbet Arkadaşlık

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88